27 Temmuz 2007 Cuma

siz ne deilsiniz şekerim?

Garip bir gözlem ve bir teori daha edindim şu çılgın insanlar hakkında-ben uzaylıyım- ne olmadığı, ne sevmediği, neye sinir oldunduğu, neyi beğenmediği daha çok anlatılıyor...Toplam kalite yönetimi dersinde, bir insan bir üründen memnun değilse bunu çook daha fazla insana anlatırmış (şimdi oranını bilemicem), memnun olduklarını ise daha az anlatırmış,şimdi hatırladım bunu.Eğlenelim öğrenelim köşesi oldu bilmeyenler için,fena mıı?Öyle işte, sinir oluyorum neyi sevmediğini anlatan insanlara :P Ne olmadığını bildiğim pek çok insan tanıyorum ama ne oldukları konusunda pek bir fikrim yok.
Benim çok sevdiğim şeylere gıcığım diyenlere de ben gıcık oluyorum,kötüleyenler olursa iyice sinirleniyorum...Kardeşim milyonlarca insan var, milyonlarca fikir, milyonlarca duygu var.Sen sevmezsen sevme, sevenler var elbet bir bok atmadan dur, paranoyak bünyelere(bknz: ben) zarar veriyorsun, sus sadece!! Ohh be, ben merkezli yaşamamak lazım kardeşim!Bak buda olumsuz cümle oldu, neye sinir olduğumu söyledim fakat bunun aksini savunduğum için benim ne değilden çok ne olduğuma dair parçadan anafikir elde edilebilir.Kasmayı boşveriyorum ve gidiyorum!

23 Temmuz 2007 Pazartesi

maşaallaaaa

yaşlanmak zor birşey...Yaşlılığı yaşamak ise daha zor. Mina Urgan'ın kitabında okuduğum gibi, herkesin ölümünü görüyorsun.90 yaşında koca bir kız tanıyorum. Cadıların, çıfıtların en önde gideni,kulakları duymuyor, yürürken zorlanıyor amaa herkesi parmağında oynatırken söylenmeye devam ediyor, "eğer azrail şimdi gelse hemen canımı vereceğim, çok yaşamak ne kötü!" ona böyle söylememesi gerektiğini söylüyorum, Allahın verdiği ömre karışamayacağını,böyle yaparak kendini ve beni üzdüğünü söylüyorum ama bir yandan da hak veriyorum. Bütün arkadaşları ölmüş, bütün kardeşleri ölmüş,60 senelik kocası ölmüş ve öldüğü için onu affedememiş...Severek konuşacağı kimse kalmamış hayatta,koca kurt benim gibi çakallara maskara olmuş artık... Torununun çocuğunu görmüş ama bebeği kucağına alamayacak kadar güçsüz...Tanrının bir laneti mi bu diyorum.Ve kafamdan düşünceler geçmeye devam ediyor,kendimin her şekilde lanetli olduğumu düşünüyorum eğer genlerim ona çektiyse önümde 65 yıl var ama ona değil de öteki tarafa çektiyse sadece 10 yıl...Düşünmeyi bırakıp ufak bir şaka yapıyorum koca kıza, gülüyoruz ve ona güldüğü zaman çok güzel olduğunu söylüyorum :)

17 Temmuz 2007 Salı

ahh çok yaklaşmıştım!


Sonunda buldum. 15 yaşımda hediye edilen depeche mode hakkında bir albümdü. "Various artists for the masses- tribute to depeche mode" okadar çok ama okadar çok dinlemiştim ki, kaset sonunda kırılmıştı, bende bandı başka bir kasede aktarıp dinlemeye devam etmiştim. her güzel şeyin sonu gibi sonunda oda kaybolmuştu :( Dün gece e-mule den buldum ve şu anda onu dinliyorum.İnanılmaz mutlu oldum, biraz popom kalktı o yaştayken bile anlıomuşum müzikten ne güsel :))
Yalan söylemeyeceğim, depeche mode'dan daha iyi söylüyorlar...Çok başarılı coverler(birçoğu dinlemekten pek haz etmediğim punk grupları olsada)...
1- the smashing pumpkins- never let me down again
2- god lives underwater - fly on the windscreen
3- failure- enjoy the silence
4- the cure- world in my eyes
5- dishwalla- policy of truth
6- vacura salt- somebody
7- meat beat manifesto - everything counts
8- hooverphonic -shake the disease
9- locust - master and servant
10- self - shame
11- monster magnet - black celebration
12- rabbit in the mooon - waiting for the night
13- apollo four forty - feel you
14- gus gus - monument
15- deftones - to have and hold
16 - rammstein - stripped
Nick Cave manyaklığından kurtulduğum için kendi adıma seviniyorum. Biraz da buna sardırırım şimdi bi hafta kadar oyalar beni.
Hedefimin birincisine ulaştım bu arada, başlık ne alaka diye düşününce aaaa ben bunu yazıodum dedim :) Hedefimin ilk kısmını başarıyla yaptım. Şimdi 2. kısmı var ama bunun için başka bir şey yapmam gerekiyor, biraz bulmaca çözmek gibi yaşamak, biraz bilgisaray oynu gibi...Bir hedef var ve ona ulaşmak için yapılması gereken it sürüsü kadar şey çıkıyor...Ortaya koyduğum kendi hayatım olduğu için pes etmek gibi bir şansım olmuyor, seviyorum bu aralar kendimi, hırsım hoşuma gidiyor...Adım adım işte herşey.Adım adım tane tane, sabırla, sinirlerine sahip olmakla...
Sinirlerime hakim olmaya çalışmak beni daha da ruh hastası yaptığını düşünsemde, ortaya koyduğum kendi hayatım,zorunluluk böyle birşey değil mi? Çifte standart uygulansa da, istediğim tepkilerimi veremesemde, güvenilmezlik içinde yaşasamda, benimde güvensiz olduğumu düşünsemde zorunluluk işte...Devam ediyorum.

1 Temmuz 2007 Pazar

Patlıcan moru düşleri göz



Görünmez Canavarlar'ı okuyorum. Hayatta en korktuğum şeyi, en beter olarak yaşayan bir kadın ve bir transeksüel ve bir erkek var.
3 gücü sıralıyor; 1-para 2- silah 3- güzellik.
Geleceği yaratabilmek için geçmişi silmek gerektiğini söylüyor.
Ailenin yeni tanrılar olduğunu söylüyor.
Bir transeksüel için cinsiyet değiştirme operasyonlarını ayrıntılı şekilde anlatıyor.
Bir erkeğe (normal bir erkeğe) fazla kadınlık hormonu verince neler olabileceğini anlatıyor.
Görünmez canavarın nasıl birşey olduğu konusunda kafada net bir imge yaratıyor.
Dibe batmış bir kadının bir erkeği hem delice sevmesi hemde öldüresiye nefret etmesiyle ne kadar ileri gidebileceğini anlatıyor.
En yakın arkadaşın en büyük düşman olabildiğini gösteriyor.
Söyledikleri sadece bunlar değil...çok çok daha beteri ve çok daha fazlası...

27 Haziran 2007 Çarşamba

öyle

Çok blog geziyorum bu aralar...Her insan kendi dünyasını anlatıyor birşekilde, anlatabilecekleri kadar...Böyle bloglardan sıkıldım bebeğim, bir araştırma yazısıyla geri dönecektim ve kahramanım hazırdı, Nick Cave, adama son günlerde fena takmıştım. Ruh hastalası olupta normalmiş gibi yaşanyan insanları severim. Yaparım umarım çünkü adama çok taktım bebeğim.(şu anda psy dinlesemde genelde onu dinliyorum son günlerde, içimi serinletiyor)
Kendi duygu ve düşüncelerimi ve hissiyatımı(ve leri 3 lediğimi biliyorum ama 4 lediğim ve leri daha çok seviyorum) anlatmayacağıma dair oybirliği ile karara varmıştım çünkü bunu okadar çok yapan var ki, sıkıldım çok bebeğim. Benden başka kaç gerizekalı daha başka insanların saçma sapan bloglarını geziyordur ki, hiçbirini de baştan sona kadar okuyamadım çünkü bebeğim hepimiz sıkıcıyız...Lanet olası sıkıcı hayatımızı başkalarına anlatarak onların da sıkılmasını sağlıyoruz. Sende okuma beni bebeğim.saçamalayacağım gene, internette-bloglarda saçma sapan gezip ağzıma geleni yazacağım çünkü sıkılıyorum, sıkıcı hayatımla seni de sıkmak istemem okuma beni...
*Of şiirlerden nefret ediyorum.Rus tarzı uzun anlatımları severim.Herşeyiyle anlatılsın, 3 kelime ile yakalamam zor, bütün pisliği ve iğrençliğiyle anlatılsın, sefilliği gözler önüne serilsin,kan ve irin ve kusmuk ve bok ve bağımlılık olursa daha da ilgi çekici...Anlatan depresif olmasın çünkü depresiflik gelip geçici ve sıkıcı, ruh hastası olsun mümkünse...Kendini iyi hissetsin onları anlatırken...
*Sivrisinek kanımı emdi gene ve o sırada da kaşıntı verecek tükürüğünü(ya da tozunu hatırlamıyorum şimdi) bende bıraktı. Kaşırsam daha da dokumun arasına yerleşecek ve daha da çok kaşınacak(gereksiz bilgiler kütüphanesi derler bana heheh) ama ben kaşımam! Ergenliğe kadar her bahar polen allerjisi olurdum,kaşımamayı öğrendim. Kendimi hatırlamaz zamanlarımda, annemin anlattığına göre, bağırsaklarımda bile çıkarmışım allerji, gtüme nası kaçtı polen?? Kafamı kurcalıyor hala...Kanlı sçmışım, aciller bilmemneler...Benim hatırladıklarım ise, sadece gözlerim açık kalacak şekilde sarmalandığım.Genede lanet olası polenlerin biryerlerden girip beni aşırı kaşındırdıkları ve kıpkırımızı noktaların vücudumu bastığı...Arada da kamçılanmışım gibi kırımızı şeritler olurdu.Hacı Şakir sabununu hala kullanamam, çünkü beni kamçılanmış gibi yapıyor.Kolonya döktüm geçer şimdi sivrisinek kaşıntısı.Düşünmemem lazım, düşünmemem lazım,düşünmemem lazım.........
*Nick Cave, Henry Lee'yi mutlaka dinle bebeğim.
*Bebeğim kelimesine açıklık getiriyorum(bebeğim için), bebeğim diye Onur'a hitap ederim.Onur kabaca 1,90 boyunda 90 kilo ağırlığında herzaman pis sakallarıyla aslında bebeklikten çok uzaktır ama koca gözleri ve dudakları insana bebekmiş hissi veriyor...Kimse ama kimse aldanmasın onun bebek yüzüne, içinde bir şeytan gizli.Bir insan tanımadığı ama insanları tanıyan bir insandan(emniyet müdürü) ilk söz olarak "sen melek yüzlü şeytansın" lafını duyuyorsa ve bu lafı ilk defa duymuyorsa(üçüncü kez) birşey vardır...Bir insanın annesi, "ben kadının orospusundan değilde erkeğin orospusundan korkardım, ne günah işlediysem erkek orospusu bi evladım oldu" diyorsa gene düşünmek gerek, bunlara rağmen benim bebeğim, bile bile lades demek gibi...Buralarda yazdığım her bebeğim kelimesindeki bebek Onur'dur ama beni okuma sabrı gösteren insanlar da artık bebeğimdir varsa eğer :))
*yarın devam edebilirim

21 Haziran 2007 Perşembe

2 kişilik





















İçimde 2 insan-yaratık-ses-düşünce konuşuyor sürekli.Ama sürekli.Bambaşka karakterdeler, ikisinin fikirbirliğine vardıkları şeyleri kendi fikrim olarak kabul ediyorum, bu okadar az oluyor ki...Şu anda ikisi fikirbirliğindeler, bana ne yaptıklarını ya da ne yaptığımızı biliyoruz.
Ben alsa karar veremem diyorum sürekli, herkese anlatıyorum karar vermekten nefret ediyorum,alışveriş yaparken asabi oluyorum, insanları uyarıyorum lütfen beni karar vermek zorunda bırakmayın, bunu çok basit şeyler için istiyorum, nereye gidelim, ne yiyyelim, onu da yiyebiliriz, bunu da hangisi?? bana sormayın çünkü içimdeki 2 zebaninin karar birliğine varması imkansız.Sanki verecekleri karar hayatımın sonuna kadar etkileyecek, tabii okadar beklemiyorum çünkü benim felsefem "skmişim"- karar vermiyorum!etrafımdakilere bir kere daha anlatıyorum ben karar veremem,zorlama beni,bazen yüksek sesle söylüyorum, sana kaç defa daha karar verme özrülü bir insan olduğumu anlatıcam! karar vermek zorunda bırakma beni,yeter,soru sorma hiç!!!!İçimdeki zebanilere karar vermemiz gerektiğini söylemiyorum- karar vermeye çalışmıyorum-çünkü onlarda biliyorlar biz karar veremeyiz,ortak fikrimiz karar vermemek oluyor, kendimle barışıyorum, etrafımla kavga ediyorum...
İkisi de küsmeyi çok seviyorlar, bazen biri küsüyor, bazen ikisi birden...Teki küsünce gene skmişim felsefesini uyguluyorum,ikisi de küsünce çekilmez oluyorum.
Küstüğümde konuşmaktan nefret ediyorum, bu benim küsmem işte-konuşmamak-üzülürsem konuşmam, sinirlenirsem susarım,mutsuzsam ağzımdan laf çıkmaz...konuşmuyorum, 24 saat hiç konuşmadığımı hatırlıyorum.Eve kapanmak ve susmak...Garip bir zevk alıyordum bundan...Nedense kendimde gördüğüm her hastalıklı davranışın üzerine gidiyorum çünkü ilerde normal ve mutlu olacağımı zannediyorum inatla...Kendimi rahat bırakmak istiyorum artık.
Yedek canım var benim hayatta.Kendi içlerinde anlaşamasalarda...

16 Haziran 2007 Cumartesi

kurallar çiğnenmek için vardır, bu kural da çiğnenmek içindir, bu da, bu da, bu da....

Yazım kurallarına uymuyorum. Bilerek yapıyorum, çünkü yazım kurallarına uymamam da kendimi ifade etme tarzım. İtirazı olan?? Burada dilekçe yazmıyorum, Türkçe'yi kurtaracağım gibi bir amaç taşımıyorum.Yazdıklarım pek hoş şeyler olmadığı için ve ben de pek hoş olmadığım için yazım kurallarıyla yazmam atın cinsel organıyla kelebek kombinasyonu gibi olacaktır. Türkçeyi katletmiyorum, benim derdim kendimi ifade etmek ve bu, bu şekilde oluyor!

Elimden gelse zaman çekimlerini de yanlış yazacağım ama ozaman ben bile ne yazdığımı anlayamam. Chuck kitaplarını öyle yazıyormuş, biryerlerden orjinal kitabını getirtip bakmak istiyorum, nasıl yapıyor, ne kadarı anlaşılıyor kendi gözlerimle görmek istiyorum.

Trainspotting'in kitabını okursanız o da inanılmaz karışıktır. Bazen Spud anlatıyor bazen Renton, bazen Sickboy, kimin anlatmaya başladığını anlamak ise imkansız, bazı bölümlerde ise aaa Spud bu konuşan diyebiliyorsunuz ve içinizde tarif edilemez bir sevinç oluyor.Porno ve diğer kitabı okumaya teşebbüs etmedim. Okuduğum zaman dikkat edeceğim en büyük nokta bu olacak; "Gene kimin anlattığı belli değil mi?"

Örneklerle açıkladığım gibi, yazım kurallarına uymamak, bir tarafından kelime uydurmak (bknz: acıtasyon, orjinali ajitasyondur kışkırtma anlamına gelir burda ) kendini ifade tarzının güzide örneklerindendir.

Son olarak, ben yaptım oluyor diyorum ayrıca benim adım hıdır huyum budur da diyorum.

14 Haziran 2007 Perşembe

gece saçmalamaları

evvel zaman içinde kalbur(!) saman(!) içinde, klipleri,mp3leri, konser görüntülerini indirirdik, kafamıza bir isim ya da melodi takıldı mı, kazaadan, netten bulurduk,şimdiye göre bulmak çok daha kolaydı, 5 sene geçsin parasız hiçbirşey indiremeyeceğiz(buraya yazdım)-gerçi youtube var, youtube geldi, mertlik bozulmadı, işler kolaylaştı,bide şu takılmalar olmasa adam gibi dinleyebilsek.kablo net varken ne kota vardı ne bişe, peee! ozamanların yavaşlığı da nerdeyse haftasonu yavaşlığına eşitti...Haftasonu nete girmekten nefret ediyorum, herkes yükleniyor lanet olsun,hafta içi geceler bizim olsun ne yapalım...
Çalışan insan mantığını da anlamıyorum, işte deli gibi para kazanmak için çalışıyorlar, haftasonu geldiğinde ise o kazandıkları parayı deli gibi harcamaya çalışıyorlar,dişi bireyler bu şekilde stress attıklarını söylüyorlar, o strese para kazanmak için giriyorlar,salaklar! şimdi hepsinin üzerinde siyah-beyaz desenle t-shirtler var.Elbiseleri de öyle.Altın görünümlü takılar moda birde(ıyyk) Bu ne biçim bi sürü mantığı lanet olsun tüketim toplumuna, özgün olamayana, hep aynı kalana lanet olsun...Sosyal bir insan olmadığım için şükrediyorum bazen.
Tüketirken kendimizi değil, dünyamızı da tüketiyoruz -küresel ısınmadan bahsetmiyorum- bunun farkına da çook geç varacağız (buraya yazıyorum)
İtiraf ediyorum, mini etek üstü tayt modası yaz başlamadan hoşuma gidiyordu ama herkesin üstünde, skseler giymem, para verseler giymem-ehem giyerim aslında para verseler fena mı olur, taş alırım.
Bunu dinliyorum,şunu.
Ben de karışmayan tanrıya inanıyordum.Suyun içinde tek hücreliye birşeyin hayat vermesi lazımdı, bütün evrenin ve bizim bir anlamımız olması lazımdı...Artık şüpe etmeye başladım...sanki yok aslında, boşuna şükrettim bugüne kadar...daha da kötü olabilirdi, buna da şükür dediğim zaman sanki biraz daha dayanabiliyordum...aklımdan "daha da kötü" olarak geçirdiğim şeylerden birisi olsa(sakatlık hariç,ozaman intihar ederim) ne farkeder ki, kendimi daha da boktan hissetmezdim herhalde...karışan bir tanrı olsaydı bu sözümün bitimine bana bela verirdi...ama karışmıyor, defalarca denedim, daha beteri olsa ne olur mna koyyim diye, bir bok olduğu yok, varsa seyrediyor sadece, yoksa zaten yok...Gene de dua etmek ya da şükretmek insanın dayanma sınırını arttırır, şüpe ettiğiniz bir tanrınız varsa eğer, dua edilmiyor...nick cave in dua edebilmesini dinlemek iyi geliyor...Bende denemeliyim belkide;
sevgili tanrım, içimde şüpe olduğu için senle aramı açtım biliyorum.Senin iyi birisi olduğunu biliyorum, varsan eğer beni affedeceksin, çünkü biliyorsun ki hayatımızda senin varlığını gösteren pek birşey yok...İçimizdeki inançtan başka.Neden o inançta şüpe olduğunu anlatamam şimdi, varsan eğer sen benden daha iyi biliyorsundur, yoksan eğer canın sağolsun...Kul kısmı olarak aciziz biliyorsun...Seni rahatsız etme nedenimi de bilmiyorum ama eminim sen biliyorsundur.Yarın çok istediğim birşey olduğunda tüm acizliğimle ve şüpeyle gelip senden istemeye başlayacağımı ikimizde çok iyi biliyoruz, senden yüzüm kızarmadan isteyeceğim çünkü herşey seninse, sen yarattıysan, ozaman senden istediğim şeyler deve de kulak misal küçük kalır...Sen gerçekten okadar çok büyüksen herşeyi verebilirsin ve vermek seni küçültmez, ozaman tanrım neden sen senden birşeyler isteyen kullarını hep eli boş gönderiyorsun??Yok musun yoksa??Ben senden belamı bile istedim, ozaman bile eli boş gönderdin beni, aslında iyi olanı yaptın, hristiyanlara göre babalığını yaptın...ama hep elimiz boş hep elimiz boş...Ben herşeyde bir hayır vardır demekten de çok sıkıldım artık tanrım çünkü hayatım hiçte hayırlı olaman bir şekilde devam ediyor ve tanrım bu uzun zamandır böyle, verdiğin zaten 3 kuruş hayat onda da bu kadar uzun zaman boktan olacaksa hayırı nerde bunun?isyan ediyorum gene biliyorum ama bunları içimde taşımaktan sıkıldım cümlelerle ifade etmek daha iyi...iyi bir isyankarım ben söylediklerimi sesle yüzüne söylüyorum,dürüst davranıyorum...sana karşı başka türlüsü olması mümkün değilse de kenidime karşı da dürüstüm işte, isyan ediyorum ve bunun farkındayım.Açgözlülük yapmak istemiyorum, bugüne kadar verdiğin herşey için gene de sana teşekkür ederim ama verdiğin cehennemler yüzünden sana teşekkür edemeyeceğim, bunun için kimse teşekkür etmez.İçimden küfür etmek geldiğinin farkındayız, nekadar nefret ettiğimin farkındasındır artık bundan...Varsan göster allahlığını demeyeceğim, yoksan canın sağolsun varsan da gördün işte hali...Yarattıysan sorumluluk taşımalısın diye sana çok söylendiğimi de hatırlıyorum ve artık öyle düşünmüyorum çünkü kaybedecek birşeyin olmadığı için sorumluluk taşımadığının farkındayım... İroniyi sevmem-sen seversin.Zaten biz plan yaparız sen de dalga geçersin...Şu anda sana ne dediğimi bilmiyorum ama sen bilirsin işte...Sana birşeyler anlatmayı seviyorum, herşeyi anlatmak zorunda kalmadığım için, sen bildiğin için...Sen hep şükretmekle oyalıyorsun bizi, aaa daha da kötü olabilirdi aaa diyoruz geçiyor canımızın acısı...Geriye dönüp baktığımızda ise hep bir burukluk hep bir eksiklik...Yarım yamalak herşey...bundan artık çok sıkıldığımı ve bu nedenle artık sana daha az şükrettiğimin farkındayız.Bugüne kadar asla sana kendimi savunmadım ve yalakalık ta yapmadım biliyorsun, aklımdakileri söyledim hep, zaten yeterince boktan bir hayatım var,daha ne kadar boktan olabilir ki,korkum yok biliyorsun...birtek sakatlığa dayanamayacağımı biliyoruz, bana tam bir vücut, çalışan organlar verdiğin ve bunların sürekliliği için sana şükrederim ama içimdekileri dindirmiyor......into my arms oh lord into my arms.....

11 Haziran 2007 Pazartesi

seçmece geldi haaaanım

google hakkında herşey :burda
yeraltı: burda
deskops: burda
eskilerine bakın derim, çok güzel kadınlar: burda
bi tane de test, ölünce nereye gidiosun(malesef sesli bişey) : burda
atomların neye benzediği-elektron dağılımları (periyodik cetvele göre): burda
radyo seçmece: burda

6 Haziran 2007 Çarşamba


bunu bugün daha fazla düşünmeyeceğim, yarın sabah kalktığımda düşünürüm. scarlett o'hara gibi...

3 Haziran 2007 Pazar

pisiler


bu sefer yazcam! bugün gene pisiler gördüm ve onları gene çok sevdim. bitanesini eve getirmek, gözümden iyi bakmak ve canımdan çok sevmek istedim(elmyra'yı tanıyanınız var mı?) fakat kardeş kardeşe çok güzel oynuyorlardı, kıyamadım...anneleri de dişlerini gösterdi bana, normalde bana dişlerini gösteren kediye bende dişlerimi gösteririm(genelde kaçarlar ehehehehe) bu sefer ılımlı davrandım, çocuklarına bişe yapmıcam merak etmeee dedim! duman rengi 2 pisicik, mavi gözlü olan dişi, gri gözlü olan erkek...Biraz daha büyüsünler mavi gözlüsünü alcam! 2-3 hafta önce bi arabanın altında ağlayan tekir pisicik görmüştüm ve onun hayatını kurtardım!-artık mutlu bir yuvası ve 3 tane üvey kardeşi var- mama alıp ziyaretine gittiğimde tekire "ben senin kahramanınım,hatırlıo musun" dedim nankör kedi milleti, pisicikken de nankörler! Ne mama için yüzüme baktı,ne de evet bugünlere senin sayende geldim dedi. Nankörler işte nankör! Ama ben genede bi pisicik alıp ona gözümden iyi bakmak ve canımdan çok sevmek istiyorum!! Nihahaha

eve dönüş...


evime geri geldim ben.O kadar zamandan sonra değişen hiçbirşey yok...Annem ve babam bugün benim gelmem şerefime hemen sabah kavga ettiler,değişen hiçbirşey yok aynı meseleler hep... Annemle babamın boşanma lafları ve kavgaları aklıma geldikçe çorbaya damlayan gözyaşları aklıma geliyor...Skik bilinçaltı! sana bu iğrenç anıları hemen silmeni emrediyorum!!!!! "acıtasyon" yapmak istemiyorum bebeğim fakat her pazar böyle olurdu işte...Büyüdükçe takmamayı öğreniyorsun, büyüdükçe "bakın boşanırsanız kimse benim yanımda yaşayamaz, buna göre düşünün kararınızı verin" demeyi öğreniyorsun ve çorbamı içebiliyorum ama içten içe nefretle doluyorum...Lanet olsun onlar yüzünden mutsuz,yalnız bir insanım düşüncesine saplanıyorum...Bunları aşmam benim hayat ödevim biliyorum,yoksa hep mutsuz kalıcam, aştığımı düşünüyordum fakat bu eve gelince gelip saplandığın çukur aynı...Yarın burdan gitmek istiyorum!!!

1 Haziran 2007 Cuma

blog camiası hakkındaki naçiz düşüncelerim

Sabahtan beri başka insanların bloglarını geziyorum. Ne kadar çok marifetli insan varmış, kıymalı dometesli börekler, çikolatalı portakallı kekler peeeh :) Ben yapamam kardeşim, yani yemek az boz yaparım ama kendimi yaptığım yemeklerle ifade edemem!Yoksa bu bloglar tarif arayanlara hizmet mi oluyor? Profosyonel pastacı gördüm birkaç tane, keşke onlar blog değil de,site yapsalar diye düşündüm içimden...Modaya uyan insanların blogları var birde, ben okadar tüketime karşıyım! moda= tüketmek. itirazı olan??Genç kız bloglarını şeytani bir sırıtmayla okudum,fotoğraf sanatçıları güzel...Anne blogları var, annelik kutsal...dişi birey olmama rağmen bana çook uzak, çocukları severim ama uzaktan! Sevgilim bak, hem ben adam gibi yemek yapamıomuşum hem de çocuk doğuramam sanırım,beni istiosan bunları göz önünde bulundur.Hayretler içinde kaldım yaaa; ne kadar çok yemek blogu var, insanlar nekadar çok yemek yapmak için uğraşıyorlar...Bide benim hiç yorumum olmuyor :(( Eyyy ziyaretçiiiii geldiysen 3 kez vuuuuur!

31 Mayıs 2007 Perşembe

ben bi orospu çocuuyum!

Dün okuldayken bir dönem yakın olan olduğum arkadaşımı gördüm. La Vie(Bostanlı'da canım) de yemek yerken onlar geldi(kişi ve hatunu) davet ettik masamıza beraber oturduk...Hatun kişiyi de önceden tanıyordum, kızla iyi anlaşıyoruz, inatla bana herifiyle neden artık görüşmediğimizi sordu, bende anlatamadım tabiii, yavrucum senin sevgilin otumu içirmedi bana evinde, sinir oldum,kuzenime asılmaya kalktı(kuzenimin sevgilisinin olduğunu önceden ona söylememe rağmen!) birde, saçma sapan davranışları da sinir ediodu beni diye...Ik mık dedim işte...Soora bu herif kıza ne anlattı bilmiorm ama kız bana,bu birileriyle takılmış okuldan,kimlerle takıldı bu die sormaya başladı inatla...Ozaman da cevap veremedim ki "yavrucum bi ara bizim aramızda bişiler oluo gibiydi sevgilinle, bi-iki öpüşmüştük soora ben ona ne sen benden hoşlanıosun ne de ben senden gerek yok bi daha yapmayalım bööle bişeye dedim o da ağladı, gerçekten ağladı ama çoook komikti soora bi ara sooora tekrar görüştük ama ozaman eskisi gibi arkadaştık, nerdeyse herhafta buluşur içerdik, geyik yapardık, o bana seni çekiştiriodu, bende ona bi herifle tanıştııımı ve çok hoşuma gittiini annatıodum" diemedim...ık mık bizim okulda kız yoktu ki, bik bik dedim geçtim...Eve geldiğimde kendimi çok sürtük ve orospu çocuu hissediodum hala da geçmedi...Şimdi yüksek sesle bağıralım HAYAT İŞTE, ohh geçer gibi oldu....

30 Mayıs 2007 Çarşamba

karayip korsanları!!!

Serinin 3. filmini de seyrettim, devamı gelirse gene giderim...3. film diğerlerinin tadında değildi aslında ama filmin kurgusu güzel, Davy Jones öldü, yerine başkası geçti, ama beklenmedik birisi...Ben dayananamam filmi anlatırım ki :D lanet olsun bana :D Serinin devamında diğer korsanların hayatları fln olsa keşke, o japon kadının başından geçenler anlatılsa fln ozaman güsel olur bence...4. sü de çekiliomuş diyorlar...çekilsin, ilkini 3 kere, ikincisini 4 kere sonuncusunu da daha yeni seyrettim ama dvdsini bulunca durmam alırım gene seyrederim :) Jack Sparrow'un etkiside var çok, başlı başına süper bi karakter hastasıyım, Johnny Deep' e de hastayım ama Jack bambaşka :) Tia Dalma da çook acaip bir hatun, cool hatun,son filmde saçma oldu o biras, o hatun öyle kalmalıydı bence...Seyretmeyenler seyretsin demeyeceğim, dikkatinizi çekmediyse bakmayın bile, bazen herkesin bişileri seyretmesi gerekmio, boku çıkıo sonunda! gidiyorum ben Lost seyretmeye ahahaha(çook ciddiyim bebeim)

24 Mayıs 2007 Perşembe

babam


huysuz ihtiyar bugün 60 yaşından gün almaya başladı :) bazı şeyleri anlatmak zordur, karşındakinin anlamayacağı korkusu ve o şeye olan sevgi engeller bunu...Benim babam sert görünen bir insandır, pek modern değildir, bunları söylediğim zaman karşımdakinin gözüne acaip sert, höt dediği zaman oturtan, çizgili pijamalı, bıyıklı, dindar bir adam görüntüsü görmesi korkutuyor beni...Ama babam bıyıklıdır! kestiği zaman bir facia olur,bıyıklı kalmalı...huysuz ihtiyar diyorum ama yaşından genç- simsiyah saçları yeni yeni ağarmaya başladı ve yaşından beklenemeyecek kadar çok çalışıyor(sabah7-akşam7,c-tesi dahil) aslında çalışmaya ihtiyacı olmasada...Benim için yapıyor biliyorum, benim için çabalıyor, belkide şu anda onun yanında olmalıydım, o zaman yükü hafiflerdi ama ben ona dedim taaa en başında,huysuz ama dinlemedi beni!
Kızlar genelde babaları tipte adamlara aşık olurmuş-sevgilim az biraz babama benziyor-fakat ben babama çok fazla benziyorum- ben onu bir kızın babasını sevdiğinden daha çok seviyorum-babama benzeyen bir adama aşık olmak yerine ben kendimi babama benzetiyorum-benziyorum,istemeden bazen de isteyerek-bir anda parlamam sonra da pişman olmam hoş olmayan bir özellik biliyorum ama bunu değiştiremiyorum-bazen aynı babam gibi baktığımı söylüyorlar,ne yalan söyliiim çok hoşuma gidiyor-yaşı büyük akrabalar bana "küçük ali" diyorlar, kendimi babamın pipisi gibi hissediyorum ahahaha-babam da tipinden beklenemeyecek bir espiri anlayışı var- herzaman beni koparır- babamla beraber küfredetmeyi severiz-siktirol git kelimesini ondan öğrendim heh heee- birde gelceksen gel, kalcaksan kal,yapçaksan yap,alcaksan al,uyucaksan uyu,gezceksen gez vs vs vs var,kısır döngü gibi a.k.,-babaaa bunu aliiim mi- alcaksan al!- ee alcaksam alırım zaten sana soruorm karar veremedim işteee! "alcaksan al"-o sarhoş olunca da gülmekten koparım- çocukken anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı iğrenç sorusuyla hepimiz karşılaştık ama ben kıvıramadım-gözler babaya sabitlenmiş bi şekilde "ee,şey ikinide aynı seviyorum" ahahahaha- herkes bilirdi, ben babama bayılırdım-küçükken pazar sabahları 6 da kalkardım sırf onunla gezmek için- (bu arada babam her sabah 5 te kalkar)- sabah sabah nereler mi gezilir? tabiki de pazara gidilir , meyve , sebze alınır-sonra gaste alınır sonra simit,kinder ve bonibon da alınır :)) - eve gelinir evdekiler uyandırılır ve tekrar kahvaltı edilir-çocukluğumun pazarları işte- bir pazar sabahı babamla erkekler berberine bile gitmiştim :D- herzaman güllük gülistanlık değiliz tabi-çok küseriz birbirimize-eskiden küstüğümüzü de sabah evden çıkarken birbirimizi öpmeyerek gösterirdik,iyi işler-zihin açıklığı dilemeyerek gösterirdik-şimdilerde telefonu yüzüne kapatmak var,onu da kendimize has yöntemle kapatıyoruz :) - çok kavga ettik,of hatırlamak istemiyorum!
Ben büyüyemiyorum bundan nefret ediyorum ama babama bakınca oda büyüyemiyor, o da çocuk gibi... yaşı 60 oldu işte...hatunu da doğum günü hediyesi olarak yapmış güvecini- afiyetle yemiş moruk-60 sene daha sağlıklı olur umarım- ben onu çok seviyorum

22 Mayıs 2007 Salı

termodinamik


çetin kelimesinin anlamıdır termodinamik- benim bir teorim var!-üniversitelerde termodinamik dersi veren hocalar delidir!-ayrıca inanılmaz ukalalardır - Berrin hocamın sınav kağıdıma düştüğü notlar gözümün önüne geldi "bu sistemin yeryüzünde çalışması imkansız, git bunu uzaya kur-0"- haklılar tabii- termodinamiği anlamışlar ve anlatıyorlar- birde Yunus Çengel'in termodinamik kitabı vardır, bütün ilahi kitaplardan daha yücedir- çünkü o evrenin işleyişi hakkında bir fikir verir- yasaları vardır termodinamğin imanın şartları gibi-0.yasa: iki sistem arasında madde ve ısı alışverişi yoksa termodinamik denge içindedirler-1. yasa: enerji vardan yok edilemez, yoktan var edilemez-2. yasa: ısısı düşük bir sistemden ısısı yüksek bir sisteme kendiğinden ısı transferi olmaz- burda entropi hayatımıza girer, ne diye sormayın sakın, felsefeciler bile uğraşmıştır bunun için,ama tam bir ifade kimse veremez, Yunus Çengel'de açık açık söyler bunu konunun girişinde kesin bir tanımı yok,termodinamiği anlayacağını düşünen öğrencinin mavi ekranı verdiği andır bknz:ben yaşadım- entropi dünyada sürekli artmaktadır çünkü %100 verimle çalışan birşey yoktur(imkansızdır),düşünür kimseler buna takmıştır işte, entropi arttığı için kaosta artar!(neden demeyin burası beni aşar)-ve terodinamiğin 3. yasası: mutlak sıfırda(-273derece C ya da 0 Klevin) atom hareketi durur.Bu şekilde kuralları sıralayınca çok basit gibi gözüküyor-işte bu nedenle de evrenselliğe ulaşıyor bence- dinlerin yapamadığını yapıyor- ben matematiğin kesinliğine bayılıyorum-tapıyorum- ya doğru ya yanlış arası yok işte - arada entropi gibi arsızlar çıkıor, anla anlayabilirsen-hayatta entropi gibi- tanımla tanımlayabilirsen- anla anlayabilirsen- doğrumu yanlış mı-iyi mi kötü mü....Kafam çok karışık bebeğim

20 Mayıs 2007 Pazar

feminen erkek fakat maskülen tavırlar mmm!





















ville valo dan bahsediyorum- androjen yaratık- güzellik abidesi - fakat(benim fakatlarım bitmez bebeğim) heartagram ve lovemetal ile saçmalıyor- sen sus ve öylece dur diye bağırmak istiyorum- him'in birçok albümünü indirsemde beni asla yakalayamadı (ruh karartıcı müzik...ne gereği var şimdi ruhumuzu karartmaya)- sen sus ve öylece duuuuur(gene geldi bağırma istenci) - ya da hep summer wine da (go to youtube) olduğun gibi kal işte bizde salyalarımızı akıtarak seyredelim seni... birde 8 miles high filmini seyretmek istiyorummm!!!

18 Mayıs 2007 Cuma

severim...













vampir değilim aslında - gündüzleri de yaşamayı severim - fakat güneşe sinir oluyorum, yakıyor, terletiyor ve en önemlisi gözlerimi açamıyorum! - güneş kardeşe çok "finger" gösterdim bknz:tavşan daha küsmüş - allah belanı versiiiiin die de baardım ama o belasını bulmadı, biz buluyoruz belamızı bknz:küresel ısınma - eğlenelim öğrenelim: resim1 de güneş havyanı ile dünyamız arasındaki boyut farkını gösteriyorum - demek istediiim şeyler aslında bunlar değil bebeğim; bugün izmirde hava kapalı ve ben sırf bunun için kendimi iyi hissediyorum- haftasonu da fırtına bekleniyormuş ohhh bomba - izmirde bir başlıyor(du) yağmur 10 saat 12 saat bazen 24 saat...sıkıcı oluyor haliyle ama güneş çıkmıyor ya bana yeter - donuma kadar ıslanmak sorun değil - ben güneşe sinir oluyorum!

14 Mayıs 2007 Pazartesi

pisiler

aslında başka birşey yazacaktım,son dakika golü onur beni gene deliye çevirdi.Sürekli ben onunla ilgileneceğim, birde ilgi beklediğini de göstermiyor hiç...üzgünüm ben onu kendim gibi görüyorum, benle ilgilenmesini istiyorsam bunu ona hissettiriyorum ya da direk söylüyorum "benle ilgilen" diye! o da orda öylece bekliyor,a.k. bekleyeceğine birşey yap yaaa,onunla ilgilenmek normal koşullarda hoşuma gidiyor, o benim bebeim,seviyorum onu çok, fakat böyle yapması beni gerçekten deli ediyor.

10 Mayıs 2007 Perşembe

hohohooooyt! cicili bicili kız blogu olsun buda

sevimli ayıcıklar-süslü odalar-şekerli mekerli şeyler-modayı takip etmeler-sonra bir kalıptan çıkmış gibi gözükmeler-hıns!-bir-iki-sevgi aşk konularına girme-sevgiliden mutlaka ama mutlaka romantik olmasını bekleme-sktimin romantizmi-bi dee asla küfür edememek böyle ağız dolusu nameli nameli-çiş yapamaya tek başına gidemememek-hanımefendiliğinden dolayı asla işicem diyememek-makyaj yapmak için 6 da uyanmak-tanrııııım! filmin koptuğu an bende! bir kez daha bakıyorum karşımdakinin yüzüne dalga geçmio dimi die,hatun çok ciddi makyaj yapmak için 6 da kalkma konusunda-topu bana okadar saçma gelio ki düşünüyorum bende mi var bir sorun-tanrımda böyle yaratmış beni işte naapalım diyorum-kendimi bildim bileli de hiç ilgim olmadı-tanrım beni de erkek zihniyetiyle yaratmış,naapalım buna da şükür- adam white&dan minty tear from a rose u mutlaka dinleyin çok bildik bir melodi bir anda aklım türk filmlerine gitti ama o dörtlünün olmadığı zamanlar 80ler fln ortasında ve sonunda bayık yerler var mükemmel diyemeyeceğim-bağlayamıcam şimdi konu karıştı-hohoooyt diomuşum ben ben şekerli pembeler eklesemde at- kelebek muhabbeti mi yapsam buralara

sık kullanılanlarımdan seçmece;

Link verme blogu yapmak istemiyorum, karıştırdıkça karıştılası siteleri yazabilirim ama sana gül bahçesi vaadetmiyorum bebeğim.

www.howstuffworks.com
Herşey hakkında bilgi bulunabiliyor, bir dizel motorunun nasıl çalıştığından masonların nasıl işlediğine kadar....

http://g2p.org
mp3 aramak için süper birşey ama herzaman bulamıyor.

www.etn.fm
güzel radyo....

www.limk.com
www.i-am-bored.com
zaman geçirmek için güzel.

9 Mayıs 2007 Çarşamba

başlangıç yazım;

ben kimim???

Ben bi a-sosyalle sosyal arasında gidip gelen yabancıyım. Ben bi yere ait deilim yersiz yurtsuzum ama ben birine aitim!, bir çekim etkisiyle birşeyin etrafında dönen bir gezegen gibiyim, ben küçük prensin gezegeniyim ahahaahaha.Küçük prens olmak isterdim tabiyki, keşke okadar rafine bir hayat olsa, gülüm olsa bir tane onun için cam fanus yapsam yanardağların alevinden korumak için, günlük işim yanardağlarımı temizlemek olsa, istersem bir günde güneşin batışını 65 defa seyrebilsem, gülümle hergün derin derin sohbetlere girsem...Ben çocuk gibiyim.Ben chuck palahniuk okuruyum,deliliğe selam ederim,ekşinin yarattığı yazar değil,okur grubundan bi fikirsizim ben!,ben bi tek başına gezerim,telefonum da olmasaydı işte ozaman tek başıma olurdum gerçekten,ben internette saatlerini geçiren birim, aslında mutsuz biriyim,hayallerimin peşinde gidiyorum, pes etmem ben.Trance müzik dinlerim, vocal trance favorimdir, fakat arada elektro gitarın sesini duymam gerek,bu arada rock yaşlanıyor lanet olsun!,ben 15 yaşımdan beri depeche mode dinleriyim, dave 1 numaradır, 15 yaşımdan beri slogan aynıdır; "gördüüüm yerde vercem şu dave e!" ayrıca placebo,massive attack herzaman güzeldir, angel'in tadını bilenlere selam ederim, ben bi küfürbazım, çooook küfrederim,öteki tarafa da hassiktiiiiiiir dierek gitçem zaten,şimdilik bukadarım ben

8 Mayıs 2007 Salı

www.vintageprojects.com
bu gece bulduğum ilginç bir site