27 Haziran 2007 Çarşamba

öyle

Çok blog geziyorum bu aralar...Her insan kendi dünyasını anlatıyor birşekilde, anlatabilecekleri kadar...Böyle bloglardan sıkıldım bebeğim, bir araştırma yazısıyla geri dönecektim ve kahramanım hazırdı, Nick Cave, adama son günlerde fena takmıştım. Ruh hastalası olupta normalmiş gibi yaşanyan insanları severim. Yaparım umarım çünkü adama çok taktım bebeğim.(şu anda psy dinlesemde genelde onu dinliyorum son günlerde, içimi serinletiyor)
Kendi duygu ve düşüncelerimi ve hissiyatımı(ve leri 3 lediğimi biliyorum ama 4 lediğim ve leri daha çok seviyorum) anlatmayacağıma dair oybirliği ile karara varmıştım çünkü bunu okadar çok yapan var ki, sıkıldım çok bebeğim. Benden başka kaç gerizekalı daha başka insanların saçma sapan bloglarını geziyordur ki, hiçbirini de baştan sona kadar okuyamadım çünkü bebeğim hepimiz sıkıcıyız...Lanet olası sıkıcı hayatımızı başkalarına anlatarak onların da sıkılmasını sağlıyoruz. Sende okuma beni bebeğim.saçamalayacağım gene, internette-bloglarda saçma sapan gezip ağzıma geleni yazacağım çünkü sıkılıyorum, sıkıcı hayatımla seni de sıkmak istemem okuma beni...
*Of şiirlerden nefret ediyorum.Rus tarzı uzun anlatımları severim.Herşeyiyle anlatılsın, 3 kelime ile yakalamam zor, bütün pisliği ve iğrençliğiyle anlatılsın, sefilliği gözler önüne serilsin,kan ve irin ve kusmuk ve bok ve bağımlılık olursa daha da ilgi çekici...Anlatan depresif olmasın çünkü depresiflik gelip geçici ve sıkıcı, ruh hastası olsun mümkünse...Kendini iyi hissetsin onları anlatırken...
*Sivrisinek kanımı emdi gene ve o sırada da kaşıntı verecek tükürüğünü(ya da tozunu hatırlamıyorum şimdi) bende bıraktı. Kaşırsam daha da dokumun arasına yerleşecek ve daha da çok kaşınacak(gereksiz bilgiler kütüphanesi derler bana heheh) ama ben kaşımam! Ergenliğe kadar her bahar polen allerjisi olurdum,kaşımamayı öğrendim. Kendimi hatırlamaz zamanlarımda, annemin anlattığına göre, bağırsaklarımda bile çıkarmışım allerji, gtüme nası kaçtı polen?? Kafamı kurcalıyor hala...Kanlı sçmışım, aciller bilmemneler...Benim hatırladıklarım ise, sadece gözlerim açık kalacak şekilde sarmalandığım.Genede lanet olası polenlerin biryerlerden girip beni aşırı kaşındırdıkları ve kıpkırımızı noktaların vücudumu bastığı...Arada da kamçılanmışım gibi kırımızı şeritler olurdu.Hacı Şakir sabununu hala kullanamam, çünkü beni kamçılanmış gibi yapıyor.Kolonya döktüm geçer şimdi sivrisinek kaşıntısı.Düşünmemem lazım, düşünmemem lazım,düşünmemem lazım.........
*Nick Cave, Henry Lee'yi mutlaka dinle bebeğim.
*Bebeğim kelimesine açıklık getiriyorum(bebeğim için), bebeğim diye Onur'a hitap ederim.Onur kabaca 1,90 boyunda 90 kilo ağırlığında herzaman pis sakallarıyla aslında bebeklikten çok uzaktır ama koca gözleri ve dudakları insana bebekmiş hissi veriyor...Kimse ama kimse aldanmasın onun bebek yüzüne, içinde bir şeytan gizli.Bir insan tanımadığı ama insanları tanıyan bir insandan(emniyet müdürü) ilk söz olarak "sen melek yüzlü şeytansın" lafını duyuyorsa ve bu lafı ilk defa duymuyorsa(üçüncü kez) birşey vardır...Bir insanın annesi, "ben kadının orospusundan değilde erkeğin orospusundan korkardım, ne günah işlediysem erkek orospusu bi evladım oldu" diyorsa gene düşünmek gerek, bunlara rağmen benim bebeğim, bile bile lades demek gibi...Buralarda yazdığım her bebeğim kelimesindeki bebek Onur'dur ama beni okuma sabrı gösteren insanlar da artık bebeğimdir varsa eğer :))
*yarın devam edebilirim

21 Haziran 2007 Perşembe

2 kişilik





















İçimde 2 insan-yaratık-ses-düşünce konuşuyor sürekli.Ama sürekli.Bambaşka karakterdeler, ikisinin fikirbirliğine vardıkları şeyleri kendi fikrim olarak kabul ediyorum, bu okadar az oluyor ki...Şu anda ikisi fikirbirliğindeler, bana ne yaptıklarını ya da ne yaptığımızı biliyoruz.
Ben alsa karar veremem diyorum sürekli, herkese anlatıyorum karar vermekten nefret ediyorum,alışveriş yaparken asabi oluyorum, insanları uyarıyorum lütfen beni karar vermek zorunda bırakmayın, bunu çok basit şeyler için istiyorum, nereye gidelim, ne yiyyelim, onu da yiyebiliriz, bunu da hangisi?? bana sormayın çünkü içimdeki 2 zebaninin karar birliğine varması imkansız.Sanki verecekleri karar hayatımın sonuna kadar etkileyecek, tabii okadar beklemiyorum çünkü benim felsefem "skmişim"- karar vermiyorum!etrafımdakilere bir kere daha anlatıyorum ben karar veremem,zorlama beni,bazen yüksek sesle söylüyorum, sana kaç defa daha karar verme özrülü bir insan olduğumu anlatıcam! karar vermek zorunda bırakma beni,yeter,soru sorma hiç!!!!İçimdeki zebanilere karar vermemiz gerektiğini söylemiyorum- karar vermeye çalışmıyorum-çünkü onlarda biliyorlar biz karar veremeyiz,ortak fikrimiz karar vermemek oluyor, kendimle barışıyorum, etrafımla kavga ediyorum...
İkisi de küsmeyi çok seviyorlar, bazen biri küsüyor, bazen ikisi birden...Teki küsünce gene skmişim felsefesini uyguluyorum,ikisi de küsünce çekilmez oluyorum.
Küstüğümde konuşmaktan nefret ediyorum, bu benim küsmem işte-konuşmamak-üzülürsem konuşmam, sinirlenirsem susarım,mutsuzsam ağzımdan laf çıkmaz...konuşmuyorum, 24 saat hiç konuşmadığımı hatırlıyorum.Eve kapanmak ve susmak...Garip bir zevk alıyordum bundan...Nedense kendimde gördüğüm her hastalıklı davranışın üzerine gidiyorum çünkü ilerde normal ve mutlu olacağımı zannediyorum inatla...Kendimi rahat bırakmak istiyorum artık.
Yedek canım var benim hayatta.Kendi içlerinde anlaşamasalarda...

16 Haziran 2007 Cumartesi

kurallar çiğnenmek için vardır, bu kural da çiğnenmek içindir, bu da, bu da, bu da....

Yazım kurallarına uymuyorum. Bilerek yapıyorum, çünkü yazım kurallarına uymamam da kendimi ifade etme tarzım. İtirazı olan?? Burada dilekçe yazmıyorum, Türkçe'yi kurtaracağım gibi bir amaç taşımıyorum.Yazdıklarım pek hoş şeyler olmadığı için ve ben de pek hoş olmadığım için yazım kurallarıyla yazmam atın cinsel organıyla kelebek kombinasyonu gibi olacaktır. Türkçeyi katletmiyorum, benim derdim kendimi ifade etmek ve bu, bu şekilde oluyor!

Elimden gelse zaman çekimlerini de yanlış yazacağım ama ozaman ben bile ne yazdığımı anlayamam. Chuck kitaplarını öyle yazıyormuş, biryerlerden orjinal kitabını getirtip bakmak istiyorum, nasıl yapıyor, ne kadarı anlaşılıyor kendi gözlerimle görmek istiyorum.

Trainspotting'in kitabını okursanız o da inanılmaz karışıktır. Bazen Spud anlatıyor bazen Renton, bazen Sickboy, kimin anlatmaya başladığını anlamak ise imkansız, bazı bölümlerde ise aaa Spud bu konuşan diyebiliyorsunuz ve içinizde tarif edilemez bir sevinç oluyor.Porno ve diğer kitabı okumaya teşebbüs etmedim. Okuduğum zaman dikkat edeceğim en büyük nokta bu olacak; "Gene kimin anlattığı belli değil mi?"

Örneklerle açıkladığım gibi, yazım kurallarına uymamak, bir tarafından kelime uydurmak (bknz: acıtasyon, orjinali ajitasyondur kışkırtma anlamına gelir burda ) kendini ifade tarzının güzide örneklerindendir.

Son olarak, ben yaptım oluyor diyorum ayrıca benim adım hıdır huyum budur da diyorum.

14 Haziran 2007 Perşembe

gece saçmalamaları

evvel zaman içinde kalbur(!) saman(!) içinde, klipleri,mp3leri, konser görüntülerini indirirdik, kafamıza bir isim ya da melodi takıldı mı, kazaadan, netten bulurduk,şimdiye göre bulmak çok daha kolaydı, 5 sene geçsin parasız hiçbirşey indiremeyeceğiz(buraya yazdım)-gerçi youtube var, youtube geldi, mertlik bozulmadı, işler kolaylaştı,bide şu takılmalar olmasa adam gibi dinleyebilsek.kablo net varken ne kota vardı ne bişe, peee! ozamanların yavaşlığı da nerdeyse haftasonu yavaşlığına eşitti...Haftasonu nete girmekten nefret ediyorum, herkes yükleniyor lanet olsun,hafta içi geceler bizim olsun ne yapalım...
Çalışan insan mantığını da anlamıyorum, işte deli gibi para kazanmak için çalışıyorlar, haftasonu geldiğinde ise o kazandıkları parayı deli gibi harcamaya çalışıyorlar,dişi bireyler bu şekilde stress attıklarını söylüyorlar, o strese para kazanmak için giriyorlar,salaklar! şimdi hepsinin üzerinde siyah-beyaz desenle t-shirtler var.Elbiseleri de öyle.Altın görünümlü takılar moda birde(ıyyk) Bu ne biçim bi sürü mantığı lanet olsun tüketim toplumuna, özgün olamayana, hep aynı kalana lanet olsun...Sosyal bir insan olmadığım için şükrediyorum bazen.
Tüketirken kendimizi değil, dünyamızı da tüketiyoruz -küresel ısınmadan bahsetmiyorum- bunun farkına da çook geç varacağız (buraya yazıyorum)
İtiraf ediyorum, mini etek üstü tayt modası yaz başlamadan hoşuma gidiyordu ama herkesin üstünde, skseler giymem, para verseler giymem-ehem giyerim aslında para verseler fena mı olur, taş alırım.
Bunu dinliyorum,şunu.
Ben de karışmayan tanrıya inanıyordum.Suyun içinde tek hücreliye birşeyin hayat vermesi lazımdı, bütün evrenin ve bizim bir anlamımız olması lazımdı...Artık şüpe etmeye başladım...sanki yok aslında, boşuna şükrettim bugüne kadar...daha da kötü olabilirdi, buna da şükür dediğim zaman sanki biraz daha dayanabiliyordum...aklımdan "daha da kötü" olarak geçirdiğim şeylerden birisi olsa(sakatlık hariç,ozaman intihar ederim) ne farkeder ki, kendimi daha da boktan hissetmezdim herhalde...karışan bir tanrı olsaydı bu sözümün bitimine bana bela verirdi...ama karışmıyor, defalarca denedim, daha beteri olsa ne olur mna koyyim diye, bir bok olduğu yok, varsa seyrediyor sadece, yoksa zaten yok...Gene de dua etmek ya da şükretmek insanın dayanma sınırını arttırır, şüpe ettiğiniz bir tanrınız varsa eğer, dua edilmiyor...nick cave in dua edebilmesini dinlemek iyi geliyor...Bende denemeliyim belkide;
sevgili tanrım, içimde şüpe olduğu için senle aramı açtım biliyorum.Senin iyi birisi olduğunu biliyorum, varsan eğer beni affedeceksin, çünkü biliyorsun ki hayatımızda senin varlığını gösteren pek birşey yok...İçimizdeki inançtan başka.Neden o inançta şüpe olduğunu anlatamam şimdi, varsan eğer sen benden daha iyi biliyorsundur, yoksan eğer canın sağolsun...Kul kısmı olarak aciziz biliyorsun...Seni rahatsız etme nedenimi de bilmiyorum ama eminim sen biliyorsundur.Yarın çok istediğim birşey olduğunda tüm acizliğimle ve şüpeyle gelip senden istemeye başlayacağımı ikimizde çok iyi biliyoruz, senden yüzüm kızarmadan isteyeceğim çünkü herşey seninse, sen yarattıysan, ozaman senden istediğim şeyler deve de kulak misal küçük kalır...Sen gerçekten okadar çok büyüksen herşeyi verebilirsin ve vermek seni küçültmez, ozaman tanrım neden sen senden birşeyler isteyen kullarını hep eli boş gönderiyorsun??Yok musun yoksa??Ben senden belamı bile istedim, ozaman bile eli boş gönderdin beni, aslında iyi olanı yaptın, hristiyanlara göre babalığını yaptın...ama hep elimiz boş hep elimiz boş...Ben herşeyde bir hayır vardır demekten de çok sıkıldım artık tanrım çünkü hayatım hiçte hayırlı olaman bir şekilde devam ediyor ve tanrım bu uzun zamandır böyle, verdiğin zaten 3 kuruş hayat onda da bu kadar uzun zaman boktan olacaksa hayırı nerde bunun?isyan ediyorum gene biliyorum ama bunları içimde taşımaktan sıkıldım cümlelerle ifade etmek daha iyi...iyi bir isyankarım ben söylediklerimi sesle yüzüne söylüyorum,dürüst davranıyorum...sana karşı başka türlüsü olması mümkün değilse de kenidime karşı da dürüstüm işte, isyan ediyorum ve bunun farkındayım.Açgözlülük yapmak istemiyorum, bugüne kadar verdiğin herşey için gene de sana teşekkür ederim ama verdiğin cehennemler yüzünden sana teşekkür edemeyeceğim, bunun için kimse teşekkür etmez.İçimden küfür etmek geldiğinin farkındayız, nekadar nefret ettiğimin farkındasındır artık bundan...Varsan göster allahlığını demeyeceğim, yoksan canın sağolsun varsan da gördün işte hali...Yarattıysan sorumluluk taşımalısın diye sana çok söylendiğimi de hatırlıyorum ve artık öyle düşünmüyorum çünkü kaybedecek birşeyin olmadığı için sorumluluk taşımadığının farkındayım... İroniyi sevmem-sen seversin.Zaten biz plan yaparız sen de dalga geçersin...Şu anda sana ne dediğimi bilmiyorum ama sen bilirsin işte...Sana birşeyler anlatmayı seviyorum, herşeyi anlatmak zorunda kalmadığım için, sen bildiğin için...Sen hep şükretmekle oyalıyorsun bizi, aaa daha da kötü olabilirdi aaa diyoruz geçiyor canımızın acısı...Geriye dönüp baktığımızda ise hep bir burukluk hep bir eksiklik...Yarım yamalak herşey...bundan artık çok sıkıldığımı ve bu nedenle artık sana daha az şükrettiğimin farkındayız.Bugüne kadar asla sana kendimi savunmadım ve yalakalık ta yapmadım biliyorsun, aklımdakileri söyledim hep, zaten yeterince boktan bir hayatım var,daha ne kadar boktan olabilir ki,korkum yok biliyorsun...birtek sakatlığa dayanamayacağımı biliyoruz, bana tam bir vücut, çalışan organlar verdiğin ve bunların sürekliliği için sana şükrederim ama içimdekileri dindirmiyor......into my arms oh lord into my arms.....

11 Haziran 2007 Pazartesi

seçmece geldi haaaanım

google hakkında herşey :burda
yeraltı: burda
deskops: burda
eskilerine bakın derim, çok güzel kadınlar: burda
bi tane de test, ölünce nereye gidiosun(malesef sesli bişey) : burda
atomların neye benzediği-elektron dağılımları (periyodik cetvele göre): burda
radyo seçmece: burda

6 Haziran 2007 Çarşamba


bunu bugün daha fazla düşünmeyeceğim, yarın sabah kalktığımda düşünürüm. scarlett o'hara gibi...

3 Haziran 2007 Pazar

pisiler


bu sefer yazcam! bugün gene pisiler gördüm ve onları gene çok sevdim. bitanesini eve getirmek, gözümden iyi bakmak ve canımdan çok sevmek istedim(elmyra'yı tanıyanınız var mı?) fakat kardeş kardeşe çok güzel oynuyorlardı, kıyamadım...anneleri de dişlerini gösterdi bana, normalde bana dişlerini gösteren kediye bende dişlerimi gösteririm(genelde kaçarlar ehehehehe) bu sefer ılımlı davrandım, çocuklarına bişe yapmıcam merak etmeee dedim! duman rengi 2 pisicik, mavi gözlü olan dişi, gri gözlü olan erkek...Biraz daha büyüsünler mavi gözlüsünü alcam! 2-3 hafta önce bi arabanın altında ağlayan tekir pisicik görmüştüm ve onun hayatını kurtardım!-artık mutlu bir yuvası ve 3 tane üvey kardeşi var- mama alıp ziyaretine gittiğimde tekire "ben senin kahramanınım,hatırlıo musun" dedim nankör kedi milleti, pisicikken de nankörler! Ne mama için yüzüme baktı,ne de evet bugünlere senin sayende geldim dedi. Nankörler işte nankör! Ama ben genede bi pisicik alıp ona gözümden iyi bakmak ve canımdan çok sevmek istiyorum!! Nihahaha

eve dönüş...


evime geri geldim ben.O kadar zamandan sonra değişen hiçbirşey yok...Annem ve babam bugün benim gelmem şerefime hemen sabah kavga ettiler,değişen hiçbirşey yok aynı meseleler hep... Annemle babamın boşanma lafları ve kavgaları aklıma geldikçe çorbaya damlayan gözyaşları aklıma geliyor...Skik bilinçaltı! sana bu iğrenç anıları hemen silmeni emrediyorum!!!!! "acıtasyon" yapmak istemiyorum bebeğim fakat her pazar böyle olurdu işte...Büyüdükçe takmamayı öğreniyorsun, büyüdükçe "bakın boşanırsanız kimse benim yanımda yaşayamaz, buna göre düşünün kararınızı verin" demeyi öğreniyorsun ve çorbamı içebiliyorum ama içten içe nefretle doluyorum...Lanet olsun onlar yüzünden mutsuz,yalnız bir insanım düşüncesine saplanıyorum...Bunları aşmam benim hayat ödevim biliyorum,yoksa hep mutsuz kalıcam, aştığımı düşünüyordum fakat bu eve gelince gelip saplandığın çukur aynı...Yarın burdan gitmek istiyorum!!!

1 Haziran 2007 Cuma

blog camiası hakkındaki naçiz düşüncelerim

Sabahtan beri başka insanların bloglarını geziyorum. Ne kadar çok marifetli insan varmış, kıymalı dometesli börekler, çikolatalı portakallı kekler peeeh :) Ben yapamam kardeşim, yani yemek az boz yaparım ama kendimi yaptığım yemeklerle ifade edemem!Yoksa bu bloglar tarif arayanlara hizmet mi oluyor? Profosyonel pastacı gördüm birkaç tane, keşke onlar blog değil de,site yapsalar diye düşündüm içimden...Modaya uyan insanların blogları var birde, ben okadar tüketime karşıyım! moda= tüketmek. itirazı olan??Genç kız bloglarını şeytani bir sırıtmayla okudum,fotoğraf sanatçıları güzel...Anne blogları var, annelik kutsal...dişi birey olmama rağmen bana çook uzak, çocukları severim ama uzaktan! Sevgilim bak, hem ben adam gibi yemek yapamıomuşum hem de çocuk doğuramam sanırım,beni istiosan bunları göz önünde bulundur.Hayretler içinde kaldım yaaa; ne kadar çok yemek blogu var, insanlar nekadar çok yemek yapmak için uğraşıyorlar...Bide benim hiç yorumum olmuyor :(( Eyyy ziyaretçiiiii geldiysen 3 kez vuuuuur!