14 Mayıs 2008 Çarşamba
27 Temmuz 2007 Cuma
siz ne deilsiniz şekerim?
Garip bir gözlem ve bir teori daha edindim şu çılgın insanlar hakkında-ben uzaylıyım- ne olmadığı, ne sevmediği, neye sinir oldunduğu, neyi beğenmediği daha çok anlatılıyor...Toplam kalite yönetimi dersinde, bir insan bir üründen memnun değilse bunu çook daha fazla insana anlatırmış (şimdi oranını bilemicem), memnun olduklarını ise daha az anlatırmış,şimdi hatırladım bunu.Eğlenelim öğrenelim köşesi oldu bilmeyenler için,fena mıı?Öyle işte, sinir oluyorum neyi sevmediğini anlatan insanlara :P Ne olmadığını bildiğim pek çok insan tanıyorum ama ne oldukları konusunda pek bir fikrim yok.
Benim çok sevdiğim şeylere gıcığım diyenlere de ben gıcık oluyorum,kötüleyenler olursa iyice sinirleniyorum...Kardeşim milyonlarca insan var, milyonlarca fikir, milyonlarca duygu var.Sen sevmezsen sevme, sevenler var elbet bir bok atmadan dur, paranoyak bünyelere(bknz: ben) zarar veriyorsun, sus sadece!! Ohh be, ben merkezli yaşamamak lazım kardeşim!Bak buda olumsuz cümle oldu, neye sinir olduğumu söyledim fakat bunun aksini savunduğum için benim ne değilden çok ne olduğuma dair parçadan anafikir elde edilebilir.Kasmayı boşveriyorum ve gidiyorum!
Benim çok sevdiğim şeylere gıcığım diyenlere de ben gıcık oluyorum,kötüleyenler olursa iyice sinirleniyorum...Kardeşim milyonlarca insan var, milyonlarca fikir, milyonlarca duygu var.Sen sevmezsen sevme, sevenler var elbet bir bok atmadan dur, paranoyak bünyelere(bknz: ben) zarar veriyorsun, sus sadece!! Ohh be, ben merkezli yaşamamak lazım kardeşim!Bak buda olumsuz cümle oldu, neye sinir olduğumu söyledim fakat bunun aksini savunduğum için benim ne değilden çok ne olduğuma dair parçadan anafikir elde edilebilir.Kasmayı boşveriyorum ve gidiyorum!
23 Temmuz 2007 Pazartesi
maşaallaaaa
yaşlanmak zor birşey...Yaşlılığı yaşamak ise daha zor. Mina Urgan'ın kitabında okuduğum gibi, herkesin ölümünü görüyorsun.90 yaşında koca bir kız tanıyorum. Cadıların, çıfıtların en önde gideni,kulakları duymuyor, yürürken zorlanıyor amaa herkesi parmağında oynatırken söylenmeye devam ediyor, "eğer azrail şimdi gelse hemen canımı vereceğim, çok yaşamak ne kötü!" ona böyle söylememesi gerektiğini söylüyorum, Allahın verdiği ömre karışamayacağını,böyle yaparak kendini ve beni üzdüğünü söylüyorum ama bir yandan da hak veriyorum. Bütün arkadaşları ölmüş, bütün kardeşleri ölmüş,60 senelik kocası ölmüş ve öldüğü için onu affedememiş...Severek konuşacağı kimse kalmamış hayatta,koca kurt benim gibi çakallara maskara olmuş artık... Torununun çocuğunu görmüş ama bebeği kucağına alamayacak kadar güçsüz...Tanrının bir laneti mi bu diyorum.Ve kafamdan düşünceler geçmeye devam ediyor,kendimin her şekilde lanetli olduğumu düşünüyorum eğer genlerim ona çektiyse önümde 65 yıl var ama ona değil de öteki tarafa çektiyse sadece 10 yıl...Düşünmeyi bırakıp ufak bir şaka yapıyorum koca kıza, gülüyoruz ve ona güldüğü zaman çok güzel olduğunu söylüyorum :)
17 Temmuz 2007 Salı
ahh çok yaklaşmıştım!

Sonunda buldum. 15 yaşımda hediye edilen depeche mode hakkında bir albümdü. "Various artists for the masses- tribute to depeche mode" okadar çok ama okadar çok dinlemiştim ki, kaset sonunda kırılmıştı, bende bandı başka bir kasede aktarıp dinlemeye devam etmiştim. her güzel şeyin sonu gibi sonunda oda kaybolmuştu :( Dün gece e-mule den buldum ve şu anda onu dinliyorum.İnanılmaz mutlu oldum, biraz popom kalktı o yaştayken bile anlıomuşum müzikten ne güsel :))
Yalan söylemeyeceğim, depeche mode'dan daha iyi söylüyorlar...Çok başarılı coverler(birçoğu dinlemekten pek haz etmediğim punk grupları olsada)...
1- the smashing pumpkins- never let me down again
2- god lives underwater - fly on the windscreen
3- failure- enjoy the silence
4- the cure- world in my eyes
5- dishwalla- policy of truth
6- vacura salt- somebody
7- meat beat manifesto - everything counts
8- hooverphonic -shake the disease
9- locust - master and servant
10- self - shame
11- monster magnet - black celebration
12- rabbit in the mooon - waiting for the night
13- apollo four forty - feel you
14- gus gus - monument
15- deftones - to have and hold
16 - rammstein - stripped
Nick Cave manyaklığından kurtulduğum için kendi adıma seviniyorum. Biraz da buna sardırırım şimdi bi hafta kadar oyalar beni.
Hedefimin birincisine ulaştım bu arada, başlık ne alaka diye düşününce aaaa ben bunu yazıodum dedim :) Hedefimin ilk kısmını başarıyla yaptım. Şimdi 2. kısmı var ama bunun için başka bir şey yapmam gerekiyor, biraz bulmaca çözmek gibi yaşamak, biraz bilgisaray oynu gibi...Bir hedef var ve ona ulaşmak için yapılması gereken it sürüsü kadar şey çıkıyor...Ortaya koyduğum kendi hayatım olduğu için pes etmek gibi bir şansım olmuyor, seviyorum bu aralar kendimi, hırsım hoşuma gidiyor...Adım adım işte herşey.Adım adım tane tane, sabırla, sinirlerine sahip olmakla...
Sinirlerime hakim olmaya çalışmak beni daha da ruh hastası yaptığını düşünsemde, ortaya koyduğum kendi hayatım,zorunluluk böyle birşey değil mi? Çifte standart uygulansa da, istediğim tepkilerimi veremesemde, güvenilmezlik içinde yaşasamda, benimde güvensiz olduğumu düşünsemde zorunluluk işte...Devam ediyorum.
1 Temmuz 2007 Pazar
Patlıcan moru düşleri göz

Görünmez Canavarlar'ı okuyorum. Hayatta en korktuğum şeyi, en beter olarak yaşayan bir kadın ve bir transeksüel ve bir erkek var.
3 gücü sıralıyor; 1-para 2- silah 3- güzellik.
Geleceği yaratabilmek için geçmişi silmek gerektiğini söylüyor.
Ailenin yeni tanrılar olduğunu söylüyor.
Bir transeksüel için cinsiyet değiştirme operasyonlarını ayrıntılı şekilde anlatıyor.
Bir erkeğe (normal bir erkeğe) fazla kadınlık hormonu verince neler olabileceğini anlatıyor.
Görünmez canavarın nasıl birşey olduğu konusunda kafada net bir imge yaratıyor.
Dibe batmış bir kadının bir erkeği hem delice sevmesi hemde öldüresiye nefret etmesiyle ne kadar ileri gidebileceğini anlatıyor.
En yakın arkadaşın en büyük düşman olabildiğini gösteriyor.
Söyledikleri sadece bunlar değil...çok çok daha beteri ve çok daha fazlası...
27 Haziran 2007 Çarşamba
öyle
Çok blog geziyorum bu aralar...Her insan kendi dünyasını anlatıyor birşekilde, anlatabilecekleri kadar...Böyle bloglardan sıkıldım bebeğim, bir araştırma yazısıyla geri dönecektim ve kahramanım hazırdı, Nick Cave, adama son günlerde fena takmıştım. Ruh hastalası olupta normalmiş gibi yaşanyan insanları severim. Yaparım umarım çünkü adama çok taktım bebeğim.(şu anda psy dinlesemde genelde onu dinliyorum son günlerde, içimi serinletiyor)
Kendi duygu ve düşüncelerimi ve hissiyatımı(ve leri 3 lediğimi biliyorum ama 4 lediğim ve leri daha çok seviyorum) anlatmayacağıma dair oybirliği ile karara varmıştım çünkü bunu okadar çok yapan var ki, sıkıldım çok bebeğim. Benden başka kaç gerizekalı daha başka insanların saçma sapan bloglarını geziyordur ki, hiçbirini de baştan sona kadar okuyamadım çünkü bebeğim hepimiz sıkıcıyız...Lanet olası sıkıcı hayatımızı başkalarına anlatarak onların da sıkılmasını sağlıyoruz. Sende okuma beni bebeğim.saçamalayacağım gene, internette-bloglarda saçma sapan gezip ağzıma geleni yazacağım çünkü sıkılıyorum, sıkıcı hayatımla seni de sıkmak istemem okuma beni...
*Of şiirlerden nefret ediyorum.Rus tarzı uzun anlatımları severim.Herşeyiyle anlatılsın, 3 kelime ile yakalamam zor, bütün pisliği ve iğrençliğiyle anlatılsın, sefilliği gözler önüne serilsin,kan ve irin ve kusmuk ve bok ve bağımlılık olursa daha da ilgi çekici...Anlatan depresif olmasın çünkü depresiflik gelip geçici ve sıkıcı, ruh hastası olsun mümkünse...Kendini iyi hissetsin onları anlatırken...
*Sivrisinek kanımı emdi gene ve o sırada da kaşıntı verecek tükürüğünü(ya da tozunu hatırlamıyorum şimdi) bende bıraktı. Kaşırsam daha da dokumun arasına yerleşecek ve daha da çok kaşınacak(gereksiz bilgiler kütüphanesi derler bana heheh) ama ben kaşımam! Ergenliğe kadar her bahar polen allerjisi olurdum,kaşımamayı öğrendim. Kendimi hatırlamaz zamanlarımda, annemin anlattığına göre, bağırsaklarımda bile çıkarmışım allerji, gtüme nası kaçtı polen?? Kafamı kurcalıyor hala...Kanlı sçmışım, aciller bilmemneler...Benim hatırladıklarım ise, sadece gözlerim açık kalacak şekilde sarmalandığım.Genede lanet olası polenlerin biryerlerden girip beni aşırı kaşındırdıkları ve kıpkırımızı noktaların vücudumu bastığı...Arada da kamçılanmışım gibi kırımızı şeritler olurdu.Hacı Şakir sabununu hala kullanamam, çünkü beni kamçılanmış gibi yapıyor.Kolonya döktüm geçer şimdi sivrisinek kaşıntısı.Düşünmemem lazım, düşünmemem lazım,düşünmemem lazım.........
*Nick Cave, Henry Lee'yi mutlaka dinle bebeğim.
*Bebeğim kelimesine açıklık getiriyorum(bebeğim için), bebeğim diye Onur'a hitap ederim.Onur kabaca 1,90 boyunda 90 kilo ağırlığında herzaman pis sakallarıyla aslında bebeklikten çok uzaktır ama koca gözleri ve dudakları insana bebekmiş hissi veriyor...Kimse ama kimse aldanmasın onun bebek yüzüne, içinde bir şeytan gizli.Bir insan tanımadığı ama insanları tanıyan bir insandan(emniyet müdürü) ilk söz olarak "sen melek yüzlü şeytansın" lafını duyuyorsa ve bu lafı ilk defa duymuyorsa(üçüncü kez) birşey vardır...Bir insanın annesi, "ben kadının orospusundan değilde erkeğin orospusundan korkardım, ne günah işlediysem erkek orospusu bi evladım oldu" diyorsa gene düşünmek gerek, bunlara rağmen benim bebeğim, bile bile lades demek gibi...Buralarda yazdığım her bebeğim kelimesindeki bebek Onur'dur ama beni okuma sabrı gösteren insanlar da artık bebeğimdir varsa eğer :))
*yarın devam edebilirim
Kendi duygu ve düşüncelerimi ve hissiyatımı(ve leri 3 lediğimi biliyorum ama 4 lediğim ve leri daha çok seviyorum) anlatmayacağıma dair oybirliği ile karara varmıştım çünkü bunu okadar çok yapan var ki, sıkıldım çok bebeğim. Benden başka kaç gerizekalı daha başka insanların saçma sapan bloglarını geziyordur ki, hiçbirini de baştan sona kadar okuyamadım çünkü bebeğim hepimiz sıkıcıyız...Lanet olası sıkıcı hayatımızı başkalarına anlatarak onların da sıkılmasını sağlıyoruz. Sende okuma beni bebeğim.saçamalayacağım gene, internette-bloglarda saçma sapan gezip ağzıma geleni yazacağım çünkü sıkılıyorum, sıkıcı hayatımla seni de sıkmak istemem okuma beni...
*Of şiirlerden nefret ediyorum.Rus tarzı uzun anlatımları severim.Herşeyiyle anlatılsın, 3 kelime ile yakalamam zor, bütün pisliği ve iğrençliğiyle anlatılsın, sefilliği gözler önüne serilsin,kan ve irin ve kusmuk ve bok ve bağımlılık olursa daha da ilgi çekici...Anlatan depresif olmasın çünkü depresiflik gelip geçici ve sıkıcı, ruh hastası olsun mümkünse...Kendini iyi hissetsin onları anlatırken...
*Sivrisinek kanımı emdi gene ve o sırada da kaşıntı verecek tükürüğünü(ya da tozunu hatırlamıyorum şimdi) bende bıraktı. Kaşırsam daha da dokumun arasına yerleşecek ve daha da çok kaşınacak(gereksiz bilgiler kütüphanesi derler bana heheh) ama ben kaşımam! Ergenliğe kadar her bahar polen allerjisi olurdum,kaşımamayı öğrendim. Kendimi hatırlamaz zamanlarımda, annemin anlattığına göre, bağırsaklarımda bile çıkarmışım allerji, gtüme nası kaçtı polen?? Kafamı kurcalıyor hala...Kanlı sçmışım, aciller bilmemneler...Benim hatırladıklarım ise, sadece gözlerim açık kalacak şekilde sarmalandığım.Genede lanet olası polenlerin biryerlerden girip beni aşırı kaşındırdıkları ve kıpkırımızı noktaların vücudumu bastığı...Arada da kamçılanmışım gibi kırımızı şeritler olurdu.Hacı Şakir sabununu hala kullanamam, çünkü beni kamçılanmış gibi yapıyor.Kolonya döktüm geçer şimdi sivrisinek kaşıntısı.Düşünmemem lazım, düşünmemem lazım,düşünmemem lazım.........
*Nick Cave, Henry Lee'yi mutlaka dinle bebeğim.
*Bebeğim kelimesine açıklık getiriyorum(bebeğim için), bebeğim diye Onur'a hitap ederim.Onur kabaca 1,90 boyunda 90 kilo ağırlığında herzaman pis sakallarıyla aslında bebeklikten çok uzaktır ama koca gözleri ve dudakları insana bebekmiş hissi veriyor...Kimse ama kimse aldanmasın onun bebek yüzüne, içinde bir şeytan gizli.Bir insan tanımadığı ama insanları tanıyan bir insandan(emniyet müdürü) ilk söz olarak "sen melek yüzlü şeytansın" lafını duyuyorsa ve bu lafı ilk defa duymuyorsa(üçüncü kez) birşey vardır...Bir insanın annesi, "ben kadının orospusundan değilde erkeğin orospusundan korkardım, ne günah işlediysem erkek orospusu bi evladım oldu" diyorsa gene düşünmek gerek, bunlara rağmen benim bebeğim, bile bile lades demek gibi...Buralarda yazdığım her bebeğim kelimesindeki bebek Onur'dur ama beni okuma sabrı gösteren insanlar da artık bebeğimdir varsa eğer :))
*yarın devam edebilirim
21 Haziran 2007 Perşembe
2 kişilik

İçimde 2 insan-yaratık-ses-düşünce konuşuyor sürekli.Ama sürekli.Bambaşka karakterdeler, ikisinin fikirbirliğine vardıkları şeyleri kendi fikrim olarak kabul ediyorum, bu okadar az oluyor ki...Şu anda ikisi fikirbirliğindeler, bana ne yaptıklarını ya da ne yaptığımızı biliyoruz.
Ben alsa karar veremem diyorum sürekli, herkese anlatıyorum karar vermekten nefret ediyorum,alışveriş yaparken asabi oluyorum, insanları uyarıyorum lütfen beni karar vermek zorunda bırakmayın, bunu çok basit şeyler için istiyorum, nereye gidelim, ne yiyyelim, onu da yiyebiliriz, bunu da hangisi?? bana sormayın çünkü içimdeki 2 zebaninin karar birliğine varması imkansız.Sanki verecekleri karar hayatımın sonuna kadar etkileyecek, tabii okadar beklemiyorum çünkü benim felsefem "skmişim"- karar vermiyorum!etrafımdakilere bir kere daha anlatıyorum ben karar veremem,zorlama beni,bazen yüksek sesle söylüyorum, sana kaç defa daha karar verme özrülü bir insan olduğumu anlatıcam! karar vermek zorunda bırakma beni,yeter,soru sorma hiç!!!!İçimdeki zebanilere karar vermemiz gerektiğini söylemiyorum- karar vermeye çalışmıyorum-çünkü onlarda biliyorlar biz karar veremeyiz,ortak fikrimiz karar vermemek oluyor, kendimle barışıyorum, etrafımla kavga ediyorum...
İkisi de küsmeyi çok seviyorlar, bazen biri küsüyor, bazen ikisi birden...Teki küsünce gene skmişim felsefesini uyguluyorum,ikisi de küsünce çekilmez oluyorum.
Küstüğümde konuşmaktan nefret ediyorum, bu benim küsmem işte-konuşmamak-üzülürsem konuşmam, sinirlenirsem susarım,mutsuzsam ağzımdan laf çıkmaz...konuşmuyorum, 24 saat hiç konuşmadığımı hatırlıyorum.Eve kapanmak ve susmak...Garip bir zevk alıyordum bundan...Nedense kendimde gördüğüm her hastalıklı davranışın üzerine gidiyorum çünkü ilerde normal ve mutlu olacağımı zannediyorum inatla...Kendimi rahat bırakmak istiyorum artık.
Yedek canım var benim hayatta.Kendi içlerinde anlaşamasalarda...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)