Garip bir gözlem ve bir teori daha edindim şu çılgın insanlar hakkında-ben uzaylıyım- ne olmadığı, ne sevmediği, neye sinir oldunduğu, neyi beğenmediği daha çok anlatılıyor...Toplam kalite yönetimi dersinde, bir insan bir üründen memnun değilse bunu çook daha fazla insana anlatırmış (şimdi oranını bilemicem), memnun olduklarını ise daha az anlatırmış,şimdi hatırladım bunu.Eğlenelim öğrenelim köşesi oldu bilmeyenler için,fena mıı?Öyle işte, sinir oluyorum neyi sevmediğini anlatan insanlara :P Ne olmadığını bildiğim pek çok insan tanıyorum ama ne oldukları konusunda pek bir fikrim yok.
Benim çok sevdiğim şeylere gıcığım diyenlere de ben gıcık oluyorum,kötüleyenler olursa iyice sinirleniyorum...Kardeşim milyonlarca insan var, milyonlarca fikir, milyonlarca duygu var.Sen sevmezsen sevme, sevenler var elbet bir bok atmadan dur, paranoyak bünyelere(bknz: ben) zarar veriyorsun, sus sadece!! Ohh be, ben merkezli yaşamamak lazım kardeşim!Bak buda olumsuz cümle oldu, neye sinir olduğumu söyledim fakat bunun aksini savunduğum için benim ne değilden çok ne olduğuma dair parçadan anafikir elde edilebilir.Kasmayı boşveriyorum ve gidiyorum!
27 Temmuz 2007 Cuma
23 Temmuz 2007 Pazartesi
maşaallaaaa
yaşlanmak zor birşey...Yaşlılığı yaşamak ise daha zor. Mina Urgan'ın kitabında okuduğum gibi, herkesin ölümünü görüyorsun.90 yaşında koca bir kız tanıyorum. Cadıların, çıfıtların en önde gideni,kulakları duymuyor, yürürken zorlanıyor amaa herkesi parmağında oynatırken söylenmeye devam ediyor, "eğer azrail şimdi gelse hemen canımı vereceğim, çok yaşamak ne kötü!" ona böyle söylememesi gerektiğini söylüyorum, Allahın verdiği ömre karışamayacağını,böyle yaparak kendini ve beni üzdüğünü söylüyorum ama bir yandan da hak veriyorum. Bütün arkadaşları ölmüş, bütün kardeşleri ölmüş,60 senelik kocası ölmüş ve öldüğü için onu affedememiş...Severek konuşacağı kimse kalmamış hayatta,koca kurt benim gibi çakallara maskara olmuş artık... Torununun çocuğunu görmüş ama bebeği kucağına alamayacak kadar güçsüz...Tanrının bir laneti mi bu diyorum.Ve kafamdan düşünceler geçmeye devam ediyor,kendimin her şekilde lanetli olduğumu düşünüyorum eğer genlerim ona çektiyse önümde 65 yıl var ama ona değil de öteki tarafa çektiyse sadece 10 yıl...Düşünmeyi bırakıp ufak bir şaka yapıyorum koca kıza, gülüyoruz ve ona güldüğü zaman çok güzel olduğunu söylüyorum :)
17 Temmuz 2007 Salı
ahh çok yaklaşmıştım!

Sonunda buldum. 15 yaşımda hediye edilen depeche mode hakkında bir albümdü. "Various artists for the masses- tribute to depeche mode" okadar çok ama okadar çok dinlemiştim ki, kaset sonunda kırılmıştı, bende bandı başka bir kasede aktarıp dinlemeye devam etmiştim. her güzel şeyin sonu gibi sonunda oda kaybolmuştu :( Dün gece e-mule den buldum ve şu anda onu dinliyorum.İnanılmaz mutlu oldum, biraz popom kalktı o yaştayken bile anlıomuşum müzikten ne güsel :))
Yalan söylemeyeceğim, depeche mode'dan daha iyi söylüyorlar...Çok başarılı coverler(birçoğu dinlemekten pek haz etmediğim punk grupları olsada)...
1- the smashing pumpkins- never let me down again
2- god lives underwater - fly on the windscreen
3- failure- enjoy the silence
4- the cure- world in my eyes
5- dishwalla- policy of truth
6- vacura salt- somebody
7- meat beat manifesto - everything counts
8- hooverphonic -shake the disease
9- locust - master and servant
10- self - shame
11- monster magnet - black celebration
12- rabbit in the mooon - waiting for the night
13- apollo four forty - feel you
14- gus gus - monument
15- deftones - to have and hold
16 - rammstein - stripped
Nick Cave manyaklığından kurtulduğum için kendi adıma seviniyorum. Biraz da buna sardırırım şimdi bi hafta kadar oyalar beni.
Hedefimin birincisine ulaştım bu arada, başlık ne alaka diye düşününce aaaa ben bunu yazıodum dedim :) Hedefimin ilk kısmını başarıyla yaptım. Şimdi 2. kısmı var ama bunun için başka bir şey yapmam gerekiyor, biraz bulmaca çözmek gibi yaşamak, biraz bilgisaray oynu gibi...Bir hedef var ve ona ulaşmak için yapılması gereken it sürüsü kadar şey çıkıyor...Ortaya koyduğum kendi hayatım olduğu için pes etmek gibi bir şansım olmuyor, seviyorum bu aralar kendimi, hırsım hoşuma gidiyor...Adım adım işte herşey.Adım adım tane tane, sabırla, sinirlerine sahip olmakla...
Sinirlerime hakim olmaya çalışmak beni daha da ruh hastası yaptığını düşünsemde, ortaya koyduğum kendi hayatım,zorunluluk böyle birşey değil mi? Çifte standart uygulansa da, istediğim tepkilerimi veremesemde, güvenilmezlik içinde yaşasamda, benimde güvensiz olduğumu düşünsemde zorunluluk işte...Devam ediyorum.
1 Temmuz 2007 Pazar
Patlıcan moru düşleri göz

Görünmez Canavarlar'ı okuyorum. Hayatta en korktuğum şeyi, en beter olarak yaşayan bir kadın ve bir transeksüel ve bir erkek var.
3 gücü sıralıyor; 1-para 2- silah 3- güzellik.
Geleceği yaratabilmek için geçmişi silmek gerektiğini söylüyor.
Ailenin yeni tanrılar olduğunu söylüyor.
Bir transeksüel için cinsiyet değiştirme operasyonlarını ayrıntılı şekilde anlatıyor.
Bir erkeğe (normal bir erkeğe) fazla kadınlık hormonu verince neler olabileceğini anlatıyor.
Görünmez canavarın nasıl birşey olduğu konusunda kafada net bir imge yaratıyor.
Dibe batmış bir kadının bir erkeği hem delice sevmesi hemde öldüresiye nefret etmesiyle ne kadar ileri gidebileceğini anlatıyor.
En yakın arkadaşın en büyük düşman olabildiğini gösteriyor.
Söyledikleri sadece bunlar değil...çok çok daha beteri ve çok daha fazlası...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)