evvel zaman içinde kalbur(!) saman(!) içinde, klipleri,mp3leri, konser görüntülerini indirirdik, kafamıza bir isim ya da melodi takıldı mı, kazaadan, netten bulurduk,şimdiye göre bulmak çok daha kolaydı, 5 sene geçsin parasız hiçbirşey indiremeyeceğiz(buraya yazdım)-gerçi youtube var, youtube geldi, mertlik bozulmadı, işler kolaylaştı,bide şu takılmalar olmasa adam gibi dinleyebilsek.kablo net varken ne kota vardı ne bişe, peee! ozamanların yavaşlığı da nerdeyse haftasonu yavaşlığına eşitti...Haftasonu nete girmekten nefret ediyorum, herkes yükleniyor lanet olsun,hafta içi geceler bizim olsun ne yapalım...
Çalışan insan mantığını da anlamıyorum, işte deli gibi para kazanmak için çalışıyorlar, haftasonu geldiğinde ise o kazandıkları parayı deli gibi harcamaya çalışıyorlar,dişi bireyler bu şekilde stress attıklarını söylüyorlar, o strese para kazanmak için giriyorlar,salaklar! şimdi hepsinin üzerinde siyah-beyaz desenle t-shirtler var.Elbiseleri de öyle.Altın görünümlü takılar moda birde(ıyyk) Bu ne biçim bi sürü mantığı lanet olsun tüketim toplumuna, özgün olamayana, hep aynı kalana lanet olsun...Sosyal bir insan olmadığım için şükrediyorum bazen.
Tüketirken kendimizi değil, dünyamızı da tüketiyoruz -küresel ısınmadan bahsetmiyorum- bunun farkına da çook geç varacağız (buraya yazıyorum)
İtiraf ediyorum, mini etek üstü tayt modası yaz başlamadan hoşuma gidiyordu ama herkesin üstünde, skseler giymem, para verseler giymem-ehem giyerim aslında para verseler fena mı olur, taş alırım.
Bunu dinliyorum,şunu.
Ben de karışmayan tanrıya inanıyordum.Suyun içinde tek hücreliye birşeyin hayat vermesi lazımdı, bütün evrenin ve bizim bir anlamımız olması lazımdı...Artık şüpe etmeye başladım...sanki yok aslında, boşuna şükrettim bugüne kadar...daha da kötü olabilirdi, buna da şükür dediğim zaman sanki biraz daha dayanabiliyordum...aklımdan "daha da kötü" olarak geçirdiğim şeylerden birisi olsa(sakatlık hariç,ozaman intihar ederim) ne farkeder ki, kendimi daha da boktan hissetmezdim herhalde...karışan bir tanrı olsaydı bu sözümün bitimine bana bela verirdi...ama karışmıyor, defalarca denedim, daha beteri olsa ne olur mna koyyim diye, bir bok olduğu yok, varsa seyrediyor sadece, yoksa zaten yok...Gene de dua etmek ya da şükretmek insanın dayanma sınırını arttırır, şüpe ettiğiniz bir tanrınız varsa eğer, dua edilmiyor...nick cave in dua edebilmesini dinlemek iyi geliyor...Bende denemeliyim belkide;
sevgili tanrım, içimde şüpe olduğu için senle aramı açtım biliyorum.Senin iyi birisi olduğunu biliyorum, varsan eğer beni affedeceksin, çünkü biliyorsun ki hayatımızda senin varlığını gösteren pek birşey yok...İçimizdeki inançtan başka.Neden o inançta şüpe olduğunu anlatamam şimdi, varsan eğer sen benden daha iyi biliyorsundur, yoksan eğer canın sağolsun...Kul kısmı olarak aciziz biliyorsun...Seni rahatsız etme nedenimi de bilmiyorum ama eminim sen biliyorsundur.Yarın çok istediğim birşey olduğunda tüm acizliğimle ve şüpeyle gelip senden istemeye başlayacağımı ikimizde çok iyi biliyoruz, senden yüzüm kızarmadan isteyeceğim çünkü herşey seninse, sen yarattıysan, ozaman senden istediğim şeyler deve de kulak misal küçük kalır...Sen gerçekten okadar çok büyüksen herşeyi verebilirsin ve vermek seni küçültmez, ozaman tanrım neden sen senden birşeyler isteyen kullarını hep eli boş gönderiyorsun??Yok musun yoksa??Ben senden belamı bile istedim, ozaman bile eli boş gönderdin beni, aslında iyi olanı yaptın, hristiyanlara göre babalığını yaptın...ama hep elimiz boş hep elimiz boş...Ben herşeyde bir hayır vardır demekten de çok sıkıldım artık tanrım çünkü hayatım hiçte hayırlı olaman bir şekilde devam ediyor ve tanrım bu uzun zamandır böyle, verdiğin zaten 3 kuruş hayat onda da bu kadar uzun zaman boktan olacaksa hayırı nerde bunun?isyan ediyorum gene biliyorum ama bunları içimde taşımaktan sıkıldım cümlelerle ifade etmek daha iyi...iyi bir isyankarım ben söylediklerimi sesle yüzüne söylüyorum,dürüst davranıyorum...sana karşı başka türlüsü olması mümkün değilse de kenidime karşı da dürüstüm işte, isyan ediyorum ve bunun farkındayım.Açgözlülük yapmak istemiyorum, bugüne kadar verdiğin herşey için gene de sana teşekkür ederim ama verdiğin cehennemler yüzünden sana teşekkür edemeyeceğim, bunun için kimse teşekkür etmez.İçimden küfür etmek geldiğinin farkındayız, nekadar nefret ettiğimin farkındasındır artık bundan...Varsan göster allahlığını demeyeceğim, yoksan canın sağolsun varsan da gördün işte hali...Yarattıysan sorumluluk taşımalısın diye sana çok söylendiğimi de hatırlıyorum ve artık öyle düşünmüyorum çünkü kaybedecek birşeyin olmadığı için sorumluluk taşımadığının farkındayım... İroniyi sevmem-sen seversin.Zaten biz plan yaparız sen de dalga geçersin...Şu anda sana ne dediğimi bilmiyorum ama sen bilirsin işte...Sana birşeyler anlatmayı seviyorum, herşeyi anlatmak zorunda kalmadığım için, sen bildiğin için...Sen hep şükretmekle oyalıyorsun bizi, aaa daha da kötü olabilirdi aaa diyoruz geçiyor canımızın acısı...Geriye dönüp baktığımızda ise hep bir burukluk hep bir eksiklik...Yarım yamalak herşey...bundan artık çok sıkıldığımı ve bu nedenle artık sana daha az şükrettiğimin farkındayız.Bugüne kadar asla sana kendimi savunmadım ve yalakalık ta yapmadım biliyorsun, aklımdakileri söyledim hep, zaten yeterince boktan bir hayatım var,daha ne kadar boktan olabilir ki,korkum yok biliyorsun...birtek sakatlığa dayanamayacağımı biliyoruz, bana tam bir vücut, çalışan organlar verdiğin ve bunların sürekliliği için sana şükrederim ama içimdekileri dindirmiyor......into my arms oh lord into my arms.....
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder